<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-16576935</id><updated>2011-04-21T23:54:12.417+03:00</updated><title type='text'>Emrahname</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://emrahname.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16576935/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrahname.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>emrahname</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04765402233315592802</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>13</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16576935.post-4728153054929676983</id><published>2008-05-11T16:17:00.004+03:00</published><updated>2008-12-09T03:07:09.054+02:00</updated><title type='text'>UYAN TÜRK GENÇLİĞİ</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_HXKd3T0SePo/SCbzXgbCv1I/AAAAAAAAABc/f3gsr8vKw_8/s1600-h/images.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5199110405011717970" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" height="148" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_HXKd3T0SePo/SCbzXgbCv1I/AAAAAAAAABc/f3gsr8vKw_8/s320/images.jpg" width="129" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Birinci vazifen, Türk İstiklalini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegane temeli budur. Bu temel senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni, bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahili ve harici, bedhahların olacaktır. Bir gün istiklal ve cumhuriyetini müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkan ve şeraitini düşünmeyeceksin! Bu imkan ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezhür edebilir.&lt;br /&gt;İstiklal ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle techit edebilirler. Millet, fakr-u zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.&lt;br /&gt;İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen; Türk istiklal ve cumhuriyetini kurmaktır ! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.&lt;br /&gt;Mustafa Kemal ATATÜRK&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_HXKd3T0SePo/SCbz6gbCv2I/AAAAAAAAABk/pw8Vg6X_zPU/s1600-h/ataturk16.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5199111006307139426" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_HXKd3T0SePo/SCbz6gbCv2I/AAAAAAAAABk/pw8Vg6X_zPU/s320/ataturk16.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Türkiye Cumhuriyetinin içinde bulunduğu durum ve ülke menfaatlerinin çıkmaza sürüklendiği bu zamanda Mustafa Kemal Atatürk’ün ileri görüşlülüğü ve ülke bağımsızlığına adadığı devrimleri yok edilmeye çalışılmaktadır. Ülkeyi yabancı odaklı güçlerin elleri altında yönetmeye çalışan emperyalist uşakları gaflet ve dalalet içerisindedirler. Ülke topraklarına yabancı sermaye adı altında girilmiş, özelleştirme kapsamında ülke fabrikaları satılmıştır. Türkiye Cumhuriyetinin Ekonomik bağımsızlığının önemini belirten Mustafa Kemal Atatürk, &lt;em&gt;‘’Tam bağımsızlık ancak ekonomik bağımsızlıkla olur.’’&lt;/em&gt; Sözleriyle belirtmiştir. Gençliğe hitabesinde Ulu önderimiz Atatürk bugün Türkiye üzerinde oynanan oyunlara ve politikalara karşı Türk gençliğine yapması gerekeni söylemiştir. Tam Bağımsız Türkiye Cumhuriyetini yaşatmak, demokrat, Atatürkçü gençlerin elindedir.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Türk gençliği şunu untmamalıdır ki; &lt;em&gt;Bağımsızlıktan yoksun bir ulus, uygar insanlık karşısında uşak olmaktan kurtulamaz.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16576935-4728153054929676983?l=emrahname.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrahname.blogspot.com/feeds/4728153054929676983/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16576935&amp;postID=4728153054929676983' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16576935/posts/default/4728153054929676983'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16576935/posts/default/4728153054929676983'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrahname.blogspot.com/2008/05/uyan-trk-genlii.html' title='UYAN TÜRK GENÇLİĞİ'/><author><name>emrahname</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04765402233315592802</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_HXKd3T0SePo/SCbzXgbCv1I/AAAAAAAAABc/f3gsr8vKw_8/s72-c/images.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16576935.post-3761560341552891629</id><published>2008-04-17T00:07:00.003+03:00</published><updated>2008-12-09T03:07:09.473+02:00</updated><title type='text'>KARADENİZDE YATAN ÜÇ YÜREKLİ ŞEHİT</title><content type='html'>Resmi tarihin, gayri resmi şekillerde oluşturulmasıyla 93 yıl boyunca farklı şekilde bilinen ve anlatılan Sarıkamış Şehitleri gerçeği Prof. Dr. Bingür Sönmez’in gerçekleştirdiği çalışmayla yeniden yazılmaya başlandı. 3 yıllık çalışmanın ardından bu belgelere ulaşan Prof. Dr. Bingür Sönmez, Sarıkamış’ın ve birinci dünya savaşının gerçeklerini gözler önüne serdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Bezm-i Alem, Bahr-i Ahmer ve Mithad Paşa Trabzon yolunda&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Birinci dünya savaşında İtilaf devletleri tarafında yer alan Rusya, Kafkaslarda Osmanlı İmparatorluğu ile mücadele içerisindeydi. Osmanlı İmparatorluğu’nun en çok kayıp verdiği cephelerden bir tanesi olan Sarıkamış’a, dönemin Genel Kurmay Başkanı Enver Paşa tarafından yazlık üniforma ve teçhizat ile 90 bin asker gönderilmiş ve Rus ordularının ilerleyişi durdurulmak istenmişti. Diğer komutanların itirazlarına rağmen Enver Paşa’nın 90 bin civarındaki askeri Kafkaslara göndermek istemesi, sonun başlangıcını hazırlamaktaydı. Kışın yaklaştığını hesaba katmadan 90 bin askeri Sarıkamış’a gönderen Enver Paşa, &lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_HXKd3T0SePo/SAZq--IpKbI/AAAAAAAAABM/D3nQihURH_I/s1600-h/bezm-i+alem,+bahr-i+ahmar+ve+mithat+pa%C5%9Fa+gemileri.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5189953250654759346" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 295px; CURSOR: hand; HEIGHT: 479px" height="336" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_HXKd3T0SePo/SAZq--IpKbI/AAAAAAAAABM/D3nQihURH_I/s320/bezm-i+alem,+bahr-i+ahmar+ve+mithat+pa%C5%9Fa+gemileri.jpg" width="242" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;askerlere mühimmat, erzak ve kışlık üniforma yollamak amacıyla 3 yük gemisini Donanma Komutanlığının haberi dahi olmadan Trabzon’a gönderme kararı aldı. Bu sayede kış koşullarına hazırlıksız olan birliklerin eksikleri giderilmesi amaçlanıyordu. Bu üç gemi 3 bin civarındaki askeri ve teçhizatı Trabzon’a götürecek ve oradan yayan olarak Erzurum üzerinden Sarıkamış’a sevk edileceklerdi. Bezm-i Alem (4,580 ton), Bandırma’dan aldığı bakla, buğday ve İstanbul’dan ek olarak aldığı iki uçak, mühimmat, bir uçak bölüğü, Bahr-i Ahmer (3,603 ton) ve Mithad Paşa(4,445 ton) ise Sarıkamış’a götürmek üzere elbise, ayakkabı, askeri teçhizat, 3 bin civarında asker, bunun yanında Kafkaslardaki Türkleri Ruslara karşı ayaklandıracak eğitimli ajanlar bulunmaktaydı. Bu dönemde Karadeniz donanma komutanlığını Alman Amiral Souchon yapmaktaydı fakat İstanbul’dan Trabzon’a yola çıkan bu 3 yük gemisi, Osmanlı Donanma Komutanlığına haber verilmediği için, hiçbir askeri korumaya mevcut değildi. Bu da demek oluyor ki herhangi bir saldırı karşısında yapacakları bir şeyin olmaması. Sivastopol’dan hareket eden Rus donanmasına ait Rostislav muhabere gemisi ve Kagul kruvazörü kömür ocaklarını bombalamak amacıyla Ereğli açıklarında bulunmaktaydı. Ereğli açıklarında Karadeniz’de güçlü Donanmaya sahip Rus savaş gemileri ile karşılaşıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Bölge kömür havzası ve işletilmesi&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Rus savaş gemileri, Sarıkamış’a mühimmat ve askeri sevkiyat yapan Bezm-i Alem, Bahr-i Ahmer ve Mithad Paşa yük gemileriyle karşılaştıklarında, Zonguldak ve bölgesini önemli ve stratejik kılan kömür ocaklarını bombalıyorlardı. Birinci dünya savaşı başlamadan önce bölgemizdeki kömür ocaklarının işletmesini Fransızlar ve İngilizler yönetirken, birinci dünya savaşı ile 1910’lu yıllardan itibaren bölgedeki kömür ocaklarının işletmesini Osmanlı İmparatorluğunun müttefiki olan Almanya devraldı. Kömür havzası, sanayi devrimi ile birlikte buharlı makinelerin çalışmasını sağlayacak kömür hammaddesini sağlıyordu. Buda Zonguldak bölgesine bütün devletlerin gözünü dikmesine neden olmaktaydı. Osmanlı’nın müttefiki Almanya, kömür havzasının yönetimini ‘’Harp Kömür Merkezi’’ adlı komisyona bır&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_HXKd3T0SePo/SAZreeIpKcI/AAAAAAAAABU/9iUqoNElcRU/s1600-h/donanma+mecmuas%C4%B1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5189953791820638658" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 215px; CURSOR: hand; HEIGHT: 304px" height="320" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_HXKd3T0SePo/SAZreeIpKcI/AAAAAAAAABU/9iUqoNElcRU/s320/donanma+mecmuas%C4%B1.jpg" width="227" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;akarak bölgedeki kömür ocaklarının işletmesine sahip oldu. Yöneticileri de Almanlardan oluşmaktaydı. Osmanlı’nın müttefiki Almanya’nın Ereğli ve Zonguldak bölgesindeki kömür ocaklarını bombalayan Rus savaş gemileri, Ereğli açıklarında, Trabzon istikametine giden 3 yük gemisi; Bezm-i Alem, Bahr-i Ahmer ve Mithad Paşa ile karşılaşır ve bombardıman sonucunda 7 Kasım 1914’te batırırlar. O dönemin önemli dergisi Donanma Mecmuasında bu üç geminin varlığı bilinmesine rağmen, ne şekilde, nerede ve nasıl batırıldığı bilinmiyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Enver paşa tarafından saklanan bu üç geminin batırılışı, bu saldırıdan kurtulan askerlerde bir şekilde susturulmuş ve basına sansür uygulanmıştır. Sarıkamış deniz şehitleri Yapılan araştırmalardan sonra 93 yıl önce şehit düştükleri Ereğli açıklarında battıkları yerde anıldı.&lt;br /&gt;Sarıkamış’a kışlık üniforma ve teçhizat taşıyan bu üç Karadeniz şehidi batırılmasıydı belki de Sarıkamış’ta bu yoğunlukta şehit verilmeyecekti. Sarıkamış deniz şehitleri, Ereğli açıklarında huzur içerisinde yattıkları yerde, akademisyen dalgıçlar tarafından araştırılacakları günü bekliyorlar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16576935-3761560341552891629?l=emrahname.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrahname.blogspot.com/feeds/3761560341552891629/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16576935&amp;postID=3761560341552891629' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16576935/posts/default/3761560341552891629'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16576935/posts/default/3761560341552891629'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrahname.blogspot.com/2008/04/karadenizde-yatan-yrekli-ehit.html' title='KARADENİZDE YATAN ÜÇ YÜREKLİ ŞEHİT'/><author><name>emrahname</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04765402233315592802</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_HXKd3T0SePo/SAZq--IpKbI/AAAAAAAAABM/D3nQihURH_I/s72-c/bezm-i+alem,+bahr-i+ahmar+ve+mithat+pa%C5%9Fa+gemileri.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16576935.post-1726642100838675008</id><published>2008-04-12T22:20:00.004+03:00</published><updated>2008-12-09T03:07:09.578+02:00</updated><title type='text'>Kent tarihi ve geçmişin izleri</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_HXKd3T0SePo/SAENytH1duI/AAAAAAAAAAM/uuDEZFbfv18/s1600-h/DSC00117.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5188443410464601826" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_HXKd3T0SePo/SAENytH1duI/AAAAAAAAAAM/uuDEZFbfv18/s320/DSC00117.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;strong&gt;Kent tarihi ve geçmişin izleri&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Antalya Kale içinde yer alan ve Antalya kent kültürünün izlerini taşıyan ahşap cumbalı evler geçmiş ile bügünü buluşturan, tarihin yarınlara mirasıdır. Bu eserlere sahip çıkmak ve gelecek kuşaklara bırakmak görevimizdir. Zamanın üğütücü çarkında ayakta kalabilmiş bu ahşap konaklar,restorasyon ve gerekli ilgiyi belediyelerden ve konak sahiplerinden beklemekte. Bir milletin zenginliği kültürel varlıklarına verdiği değer ile ölçülür. Yarınlara bırakmak görevimiz.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16576935-1726642100838675008?l=emrahname.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrahname.blogspot.com/feeds/1726642100838675008/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16576935&amp;postID=1726642100838675008' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16576935/posts/default/1726642100838675008'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16576935/posts/default/1726642100838675008'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrahname.blogspot.com/2008/04/kent-tarihi-ve-gemiin-izleri.html' title='Kent tarihi ve geçmişin izleri'/><author><name>emrahname</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04765402233315592802</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_HXKd3T0SePo/SAENytH1duI/AAAAAAAAAAM/uuDEZFbfv18/s72-c/DSC00117.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16576935.post-116557381601215268</id><published>2006-12-08T12:14:00.001+02:00</published><updated>2008-12-09T03:07:09.927+02:00</updated><title type='text'>POSTA PULLARINDA YAŞATTIĞIMIZ İSTANBUL</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;İstanbul varoluşundan bu yana her zaman konumu ve mitolojik çekiciliği ile toplumlara, uygarlıklara yüzyıllar boyu ev sahipliği yapmış ve bu uygarlıklar geri dönülmez hatıralar, yapıtlar bırakmışlardır. Geride kalan bu yapıtlar ve eserler daha sonraki uygarlık tarafından benimsenmiş ve korunmuştur. Matbaa’nın ve fotoğraf tekniklerinin gelişmesiyle, bu yapıtların dönemlerdeki durumlarını görme şansı, diğer kuşaklara aktarımı daha da kolaylaşmıştır. Posta Pulları tarihinde, İstanbul ve İstanbul’da bulunan milli servet diye tanımlayabileceğimiz eserleri diğer kuşaklara aktarmada pulların da kullanıldığını görüyoruz. Konumuzu içeren 1914 basım 1. Londra Posta Serisi, hatıra anlamında yapılan ilk Posta Pulu Serisidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_HXKd3T0SePo/SAZl6uIpKVI/AAAAAAAAAAc/ocMjdd0Xfr8/s1600-h/Untitled-4.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5189947680082176338" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_HXKd3T0SePo/SAZl6uIpKVI/AAAAAAAAAAc/ocMjdd0Xfr8/s320/Untitled-4.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Posta pulunun kullanılması ile başlayan yeni dönem;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Osmanlı’da Ulusal Posta Pulu kullanımı fikri Sultan Abdülaziz’in 1862 yılında Posta Nazırı Agah Efendi ve hükümete bir teklifte bulunması ile başlamış olur. İngiltere’de 1840 yılından beri kullanılan ve posta pulu ile gerçeklesen tek tarife usulünden ilham alan Sultan Abdulaziz yurt içinde mesafe hesabı yapılmadan daha ucuz, tek ödeme karşılığında ücretlerin posta pulları aracılığıyla ödenmesini teklif eder. Ve uygulama Kabul edilerek 13 Ocak 1863 yılında ilk posta pulu kullanılmaya başlar. 1863’ten 1913 yılına kadar olan dönemde pullar üzerinde padişahların tuğraları görülmekte ve tek düze şeklindedir. Estetiksel bir özellik taşımamaktadır. 1913 yılından itibaren pullar üzerinde mimarlık yapıtları görülmeye başlanmıştır. Bunun amacı küçük Osmanlı pullarına güzellik katmak ve değer katmak olmuştur. 1863’ten 1914 yılına kadar görkemli seri basılamamasına neden olarak Osmanlı İmparatorluğunun ekonomik çöküş içinde olması, savaşlar ve parasal sorunların pullara yansımasıdır. 1914 yılında tek düzeliği kaldırmak ve pullara güzellik katmak amacıyla ikişey uygun gorülmüştü; pullar hem görkemli olucak, hemde dışarıda basılacak.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_HXKd3T0SePo/SAZmceIpKWI/AAAAAAAAAAk/VCJ0ISFgRpQ/s1600-h/Untitled-7.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5189948259902761314" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_HXKd3T0SePo/SAZmceIpKWI/AAAAAAAAAAk/VCJ0ISFgRpQ/s320/Untitled-7.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Posta pulları ve İstanbul&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Kullanıma sunulan ilk İstanbul temalı posta pulları serisi 14 Ocak 1914 yılında 5. Sultan Mehmet tarafından bastırılan 1. Londra Posta Serisidir. Az once degindigimiz gibi pullar hemde disarida basilmistir hemde Istanbul temali olmustur. 1914 yılında İngiltere’de basılan bu pulların nakışlarını Mimar Muzaffer Bey, Türkçe tezyini Hattat Mehmet Bey gerçekleştirmiştir. Londra’nin Wilkinson matbaasinda tydus stili ile basilmistir. Kagidin kalinligi ve kalitesi o gunku dunya pullari kalitesinde yer tutmaktadir. Mimar olan ve nakışları işleyen Muzaffer Bey aynı zamanda posta ve telgraf Nezareti görevini yerine getirmekteydi. Yapmış olduğu pullar üzerindeki nakışlar birçok kişi tarafından beğeniyle karşılandı.&lt;br /&gt;Istanbul’un pullardaki mimari yapilari&lt;br /&gt;Londra’da basılan pullar, Osmanlı Kültür ve Sanatının yanında Mısır ve Bizans dönemine ait eserlerede yer vermiştir. Sultanahmet meydanında bulunan ve Mısır’dan getirilen Dikilitaş, 1. Konstantin tarafından Roma’dan İstanbul’a getirilen veYanıkdirek adıyla anılan Divan Yolu üzerinde yer alan Çemberlitaş, . Bizanslı’ların mimari yapısı olan Yedikule, Üsküdar’da yer alan Kız Külesi, Fenerbahçe’de bir Fransız şirketinin inşa ettirdiği Fener, Fatih Sultan Mehmet tarafindan yaptırılan Rumelihisarı, Sultanahmet’te yer alan Sultanahamet camii, Şişli’deki Hürriyet Anıtı, Koca Sinan’ın harikası olarak anılan Süleymaniyesi, muhteşem Boğaziçi görüntüleri, Beyazıt Meydanı, Nevşehir’li Damat İbrahim Paşa'nın yaptırdığı Ayasofya yanındaki Çeşme, ve serinin son pulu 5. Sultan Mehmet’in kendine ait portresi yer almaktadır. Bu serinin pulları valorune göre, havale posta gönderilerinde, posta gönderilerinde ve posta kartlarında kullanılmıştır. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_HXKd3T0SePo/SAZnUOIpKXI/AAAAAAAAAAs/CtWT1fCrECc/s1600-h/Untitled-6.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5189949217680468338" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_HXKd3T0SePo/SAZnUOIpKXI/AAAAAAAAAAs/CtWT1fCrECc/s320/Untitled-6.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Sursaj yapılarak tekrar piyasaya sunuluyorlar;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bu pullar daha sonra 1. Dünya savaşının çıkması ve zorunlu tasarrufun başladığı bu dönemlerde yeni pullar çıkarılmamıştır. Bunun yerine eldeki pulların fiyatları değiştirilerek, yeniden yapılanma anlamına gelen sürsaj yapılarak piyasaya sunulmuştur. Serinin en değerli pulları olan 100 ve 200 kuruşluklara kullanımı sırasında jilet atılarak bir daha kullanımı önlenmiştir.&lt;br /&gt;· bu serinin Şişli'deki Hürriyet abidesini gösteren pulu 1,5 kuruşluk’tan 1 kuruş’a indirilerek tekrar piyasaya sunulmuştur.&lt;br /&gt;· 1 Ekim 1914 yılında 5, 10, 20 para ve 1, 2, 5, 10 kuruşluk 7 parca pul Imtiyazatı Ecnebiyenin lağvı adı altında sursajlanmış ve kullanıma sunulmuştur.&lt;br /&gt;· Serinin en değerli iki pulu 1915 yılında Sultan Reşat Elgazi hatıra serisi adı altında sursajlanmıştır. 100 ve 200 kuruş olan pulların değeri 10 ve 20 kuruş olarak değiştirilmiştir, ve herkezin kullanımına sunulmuştur. Çünkü 100 ve 200 kuruş iken pullar padişahın yazışmalarında ve yurt dışına gönderilen posta kartlarında kullanılmaktaydı.&lt;br /&gt;Takse pulları&lt;br /&gt;Takse pulları pulların cezalı olarak tahsil edilmesi anlamına gelmektedir. Bu amaçla 1914 yılında 5, 20 para 1 ve 2 kuruşluk takse pulları bastırılarak posta gönderilerinde eksik pul bastıranlara uygulanan ceza pul uygulamasıdır. Bu takse pullarına sursaj yapılmamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak; 1973 pul kataloğu, Ali Nusret Pulhan&lt;br /&gt;2005 pulko&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16576935-116557381601215268?l=emrahname.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrahname.blogspot.com/feeds/116557381601215268/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16576935&amp;postID=116557381601215268' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16576935/posts/default/116557381601215268'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16576935/posts/default/116557381601215268'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrahname.blogspot.com/2006/12/posta-pullarinda-yaattiimiz-istanbul.html' title='POSTA PULLARINDA YAŞATTIĞIMIZ İSTANBUL'/><author><name>emrahname</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04765402233315592802</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_HXKd3T0SePo/SAZl6uIpKVI/AAAAAAAAAAc/ocMjdd0Xfr8/s72-c/Untitled-4.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16576935.post-116170806335573916</id><published>2006-10-24T19:31:00.001+03:00</published><updated>2008-12-09T03:07:10.196+02:00</updated><title type='text'>İSTANBUL’U AYAKTA TUTAN YAPITLAR</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_HXKd3T0SePo/SAZpEOIpKZI/AAAAAAAAAA8/2lZ8eQF9Xn0/s1600-h/29170006.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5189951141825816978" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_HXKd3T0SePo/SAZpEOIpKZI/AAAAAAAAAA8/2lZ8eQF9Xn0/s320/29170006.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;strong&gt;DİKİLİ TAŞLAR&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Tarıh boyunca önemli binlerce mimarı yapının merkezi olan İstanbul’da birçok yapı yıkıldı, yandı veya unutuldu kimi yapılar ise günümüze kadar önemini korudu.Yazımızın konusunu oluşturan dikili taşlar da İstanbul’u İstanbul yapan önemli yapıtaşlarını oluşturuyor. Döneminde inşaa edildiği bölgenin önemli bir zafer simgesi olan dikili taşların günümüze kadar kalanları kadar bir o kadarının zamana yenik düşüp yok olduğunu söyleyebiliriz. Her yapılan dikili sütun bir başarıyı simgelemekteydi veya yaptıran imparatorun güc simgesini temsil etmekteydi. Bu nedenle İstanbul’a damgasını vuran dikili taşların hangi nedenlerle dikildiğini ve hangi özellikleriyle İstanbul için bir değer oluşturduklarını araştırdık.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;KIZ TAŞI:&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Günümüzde Fatih sınırları içerisinde yer alan Kız Taşı M.S 452 yılında Markianos adına dikilmiştir. Yaklaşık olarak 10 metre yüksekliğinde olan Kız Taşı, granit taşından yapılmıştır. Bu taşın üstünde İmparator Marsiyen’in (M.S 450-457) heykeli bulunmaktaydı.Üzerinde kabartmalar bulunan bu taşın kabartmaları bugün silik bir şekilde de olsa hala gözükmektedir. Kaidenin bir yanında çelenk taşıyan iki zafer tanrıçası görülmektedir. Motiflerin yanında latince yazılar olmasına rağmen maalesef günümüze kadar korunamamıştır. Bu taşın efsanesine göre Bizans döneminde günahkar genç kızlar, taşın önünden geçerken taş hafifçe eğilerek o kızları işaret edermiş. Tarihi eser Türk döneminde Kız Taşı olarak da anılmaya başlanmıştır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_HXKd3T0SePo/SAZpbOIpKaI/AAAAAAAAABE/fbvl7yUHeh8/s1600-h/29170013.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5189951536962808226" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_HXKd3T0SePo/SAZpbOIpKaI/AAAAAAAAABE/fbvl7yUHeh8/s320/29170013.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;GOTLAR SÜTUNU:&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;İstanbul’un en eski sütunlarından bir tanesi olan Gotlar sütunu 3. yüzyılda Sırbistan’ın Nis şehrinde kazanılan zafer adına dikilmiştir. Roma dönemi eserlerinden birini oluşturan sütun, Topkapı Sarayının dış bahçesinde, Gülhane Parkı’nın Sarayburnu girişinde yer almaktadır. Yaklaşık 15 metre yüksekliğindeki bu sütun hiç değişikliğe uğramadan günümüze kadar kalabilmiştir. Sütunun üst tarafındaki başlık bölgesi ise döneminin özelliğini taşıyan korint üslubunda kartal arması ile süslüdür. Bazı tarihçilere göre sütunun tepesinde şehrin kurucusu olan Byzas’a ait bir heykel bulunmaktaydı. Sütunda yazılı Latince kitabede Gotlara karşı kazanılan zaferden bahsedildiğinden yapı Gotlar sütunu diye anılmaya başlamıştır. Günümüzde bu kitabe güçlükle okunabilmektedir. Sütunun dikildiği alan döneminin önemli merkezlerinden bir tanesini oluşturduğu için abide buraya dikilmiştir. Yaklaşık olarak 1700 yıldır yerinde duran abide günümüzde ağaçların arasında saklanmış bir vaziyette hala dimdik ayakta durmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;ARCADİUS SÜTUNU:&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;1. Theodosius’un Gotlar’a karşı kazandığı zaferleri anıtsal eserlerle simgelemek isteyen İmparator Arcadius ( M.S 395- 408 ) İstanbul’un yedinci tepesi olan Kurutepe’ye Arcadius Forumu’na çelenk motifli bir kaide üzerine bu sütunu diktirmiştir. Sütun 2. Thedosius ( M.S 408- 450 ) döneminde tamamlanabilmiştir. Sütunun üstüne Arcadius heykeli dikilmiştir. İstanbul’un 543 yılında geçirdiği depremde heyekelin kolu kopmuştur. Sütun tek ve aynı taştan yapılmış gibi gosterilmek istenmis fakat mimari olarak birbirine gecirilmis taslardan olusturulmustur. Yaklaşık 47 metre yüksekliğindeki sütun 4 metre çapındadır. Sütunun içersinde 223 basamaklı bir merdiven ve sütunun üst tarafında bir balkon bulunmaktaydı. Haseki Kadın Sokağında varlığını korumaya çalışan sütun günümüzde bir taş yığını görünümündedir.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16576935-116170806335573916?l=emrahname.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrahname.blogspot.com/feeds/116170806335573916/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16576935&amp;postID=116170806335573916' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16576935/posts/default/116170806335573916'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16576935/posts/default/116170806335573916'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrahname.blogspot.com/2006/10/istanbulu-ayakta-tutan-yapitlar.html' title='İSTANBUL’U AYAKTA TUTAN YAPITLAR'/><author><name>emrahname</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04765402233315592802</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_HXKd3T0SePo/SAZpEOIpKZI/AAAAAAAAAA8/2lZ8eQF9Xn0/s72-c/29170006.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16576935.post-114434999876815409</id><published>2006-04-06T21:15:00.000+03:00</published><updated>2006-04-06T22:15:38.066+03:00</updated><title type='text'>Zonguldak kömür havzası üzerine ilk Türkçe kitap</title><content type='html'>Zonguldak ve Kömür&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/3902/1577/1600/kitap.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/3902/1577/320/kitap.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun Mehmet ismindeki bahriye'nin kendi köyü civarında gezerken 1829 yılında Zonguldak havzasında kömürü bulmasıyla bu bölgenin zenginliği ayrı bir önem kazandı.Uzun Mehmet'in kömürü bulmasının rivayeti şöyle gelişmiştir; Bahriye olarak askerlik görevini yapan uzun Mehmet terhis olacağı dönemlerde numuneleri gösterilen kömürü dikkatle inceler ve komutanlarının söyledikleri sözleri can kulağı ile dinler.Köyünde bir gün eşşeğini önüne katarak değirmene doğru yola çıkan Mehmet, değirmenin dolu olması nedeniyle Köseağzı değirmenine yönelir.Burda da değirmenin dolu olmasına sıkılan uzun Mehmet zaman geçirmek amacıyla dere kenarına iner.Hava mualefeti yüzünden taş toprak ile dolan dere kenarında molozların arasında askerliği sırasında gördüğü taşlardan görür ve oraya yönelir.Bu taşlardan birkaç tanesini alarak değirmene doğru yönelir yeniden. Değirmende yanan ateşe kimse farketmeden bu taşları atar ve bir kaç dakika bekledikten sonra,ateşe bakar ve taşlar yanmaktadir.Hemen değirmenin dışına fırlayarak;&lt;br /&gt;-buldum,buldum....&lt;br /&gt;diye bağırır.İnsanlar ne oldugu sorar fakat hiçbirşey demez.İşlerini değirmende bitirdikten sonra hemen eve döner.Ertesi günü tekrar dere boyuna giderek numunelerden toplar.Bu hadiseyi kimseye haberdar etmez ve sır gibi saklar.&lt;br /&gt;Ertesi bahar bu numuneleri alarak İstanbul'un yolunu tuttu.Padişah ikinci Mahmut bu kaşife beşbin kuruş ödül ve altıyüz kuruş aylık bağladı.&lt;br /&gt;Bu anlatıklarımın hepsi 1934 yılında İstanbul Husnutabiat matbaasında basılan '' Zonguldak Havzası, uzun Mehmet`ten bugüne kadar'' adlı eserde yer almakta.Yazarı Ahmet Naim olan Bu kitap aynı zamanda Zonguldak üzerine basılan ilk eser olma özelliğini taşımaktadır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16576935-114434999876815409?l=emrahname.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrahname.blogspot.com/feeds/114434999876815409/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16576935&amp;postID=114434999876815409' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16576935/posts/default/114434999876815409'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16576935/posts/default/114434999876815409'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrahname.blogspot.com/2006/04/zonguldak-kmr-havzas-zerine-ilk-trke.html' title='Zonguldak kömür havzası üzerine ilk Türkçe kitap'/><author><name>emrahname</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04765402233315592802</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16576935.post-114341604006338919</id><published>2006-03-27T02:04:00.000+03:00</published><updated>2006-03-27T02:45:40.783+03:00</updated><title type='text'>Uygarlık Seviyemiz</title><content type='html'>Toplum olarak okumayı pek sevmeyiz. Kulaktan duyma bilgiler ile yetinir, genel kültür bilgimizi daha da arttırmak gereğini duymayız. Tuncay Özkan'ında dediği gibi Türkiye'de kavramlar ve argümanlar yerine duygularla konuşmak geleneği vardır. Eğitim ve bilgi eksikliğinin bir sonucudur bütün bunlar. Türkiye için çok önemli bir gün olan 3 Ekim müzakerelerinde gelişen haberleri izlemek yerine, şov amaçlı yapılan programları izlemek kısa yoldan bize bazı şeyleri açıklamakta,yapılan araştırmalarda bunu göstermektedir.&lt;br /&gt;Kitaba harcanan parada kişi başına;&lt;br /&gt;Norveçli 137 dolar,&lt;br /&gt;Alman 122 dolar,&lt;br /&gt;Belçikalı 100 dolar,&lt;br /&gt;Avusturyalı 100 dolar,&lt;br /&gt;Güney Koreli 39 dolar harcıyor.&lt;br /&gt;bunun yanında BİR TÜRK YILDA KİTABA ORTALAMA 45 CENT HARCIYOR.&lt;br /&gt;Kitap okumaya ayrılan zaman;&lt;br /&gt;BİR TÜRK'ÜN AYIRDIĞI ZAMANIN,&lt;br /&gt;Norveçli 300 katını,&lt;br /&gt;Amerikalı 210 katını,&lt;br /&gt;İngiliz 87 katını,&lt;br /&gt;Japon 86 katını AYIRIYOR.&lt;br /&gt;Eğitim sistemimizdeki rezalet ders kitaplarına da yansımakta ve batı'nın eğitim seviyesinin uzaklarında yer almamızı sağlamaktadır.&lt;br /&gt;Ders kitaplarındaki kavram sayısı;&lt;br /&gt;Amerika'da ders kitaplarında 71.618 kavram var.&lt;br /&gt;Almanya'da ders kitaplarında 70.400&lt;br /&gt;Japonya'da 44.224&lt;br /&gt;İtalya'da 31.762&lt;br /&gt;Suudi Arabistan'da 13.576 kavram var.&lt;br /&gt;TÜRKİYE'DE DERS KİTAPLARINDAKİ KAVRAM SAYISI 7.260&lt;br /&gt;Sonuç hergün gelip geçtiğin yolda durup etrafına bakıcak olursan cevabı görücek olursun. Kavramları eksik bir ülkenin trafiği, ufku, geçmişle gelecek bağlantısı, bilimi, sanatı, insanlari, birbirleriyle ilişkileri ancak bu kadar olur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16576935-114341604006338919?l=emrahname.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrahname.blogspot.com/feeds/114341604006338919/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16576935&amp;postID=114341604006338919' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16576935/posts/default/114341604006338919'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16576935/posts/default/114341604006338919'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrahname.blogspot.com/2006/03/uygarlk-seviyemiz.html' title='Uygarlık Seviyemiz'/><author><name>emrahname</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04765402233315592802</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16576935.post-114341391275218100</id><published>2006-03-27T00:38:00.000+03:00</published><updated>2006-03-27T02:59:50.273+03:00</updated><title type='text'>Geçmişten Bir Esinti</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/3902/1577/1600/img184kucuk.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/3902/1577/320/img184kucuk.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Geçmişin yeniden elinizde canlanması,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;koleksiyonerlik veya eski kitap, efemera düşkünlüğü ayrı bir zevktir. Bulduğunuz eski bir kagıt hiç ummadığınız bir yazı içerebilir veya eski ilginç yaşam öykülerine ev sahipliği yapabilir. Biryerde Geçmişi yaşatmaktır koleksiyonculuk. Sahaflarda veya yol üzerinde gördüğünüz eski kitap, antika satan yerlerde ilginç eşyalarla veya kitaplarla karşılaşabilirsiniz. Tabii ki bunun ne olduğunu ne anlama geldiğini bilmek ayrı bir uğraş istemektedir. Birgün sahafları gezerken eski ''The National Geographic'' dergilerine rastladım. Dergiler ingilizceydi. Aklıma burda şu geldi; bu dergilerde Türkiye konulu haber olabilir mi? çünkü Türkiye konulu bir araştırma yazısı yabancı kaynakların o tarihte Türkiye'yi nasıl gördüğünün bize bir kanıtı olabilir.Ve böyle bir dergi elimdeydi. Elimde tuttuğum Eylül 1957 basım The National Geographic dergisiydi ve Türkiye konulu bir yazı bulunmaktaydı.Konu başlığı şuydu ''Robert College,Turkish Gateway to the Future''.Robert Koleji, Türklerin geleceğe açılan kapısı.İstanbul'un eşsiz güzelliğini sergileyerek yazar Franc Shor tarafından kaleme alınmış bir haber. Bu yazıda Robert Kolejinin kuruluşundan, taşıdığı misyonundan,modern Türk kızlarının aldığı eğitimden söz edilmekteydi. Türkiye'de çağın en onemli &lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/3902/1577/1600/img187kucuk.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/3902/1577/320/img187kucuk.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;okullarından bir tanesi olan Robert Koleji,o zamanlarda da onemli misyonlar taşımaktaydı. Batı standartlarında eğitim veren, yaptığı araştırmalar, incelediği alanlar bakımından bir ekoldür. Amerikan standartlarında eğitim veren Robert, aynı zamanda Amerika`nın ülke dışında faliyet gösteren bir okulu konumunda olduğundan söz edilmekte. 1957 yılında okulda yabancı ülkelerden gelen oğrencilere de değinilerek İran, Iraq, Yunanistan, Almanya, Rusya ve Balkanlardan oğrencilerin eğitim gördüğü söyleniyor. Robert Koleji o yıllarda doğu ve batı arasında eğitim alanında köprü görevi yaptığı açıklanıyor. Sağda yer alan fotoğrafların açıklaması ise şöyle; Robert College and the American College for girls stage some of Istanbul's finest performances.Repertoires range from modern American plays to classic Greek drama in Turkish translation.Shakespeare is a favorite.Mrs. Anne Nordhus goes over a script with players dressed as Anatolian peasants.&lt;br /&gt;Alttaki resimin açıklaması;Open shelves drawreaders to the 25,000 volume library,one of the finest multilingual collections in the balkans. ve söylenen son söz şu kadınlar için eğitim artık uzak ve macera dolu değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/3902/1577/320/img185kucuk%20rumeli.jpg" border="0" /&gt; Rumeli hisarından bir görünüş dergide yer almakta.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16576935-114341391275218100?l=emrahname.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrahname.blogspot.com/feeds/114341391275218100/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16576935&amp;postID=114341391275218100' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16576935/posts/default/114341391275218100'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16576935/posts/default/114341391275218100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrahname.blogspot.com/2006/03/gemiten-bir-esinti.html' title='Geçmişten Bir Esinti'/><author><name>emrahname</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04765402233315592802</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16576935.post-114220093604543118</id><published>2006-03-12T23:33:00.000+02:00</published><updated>2006-04-05T23:39:54.936+03:00</updated><title type='text'>Seçkin insan olabilme sanati</title><content type='html'>Seçkin insan olabilme sanatı&lt;br /&gt;  Nermi Uygur’un vefati sonrasinda esinin kitaplarini Maltepe Universitesine bagislamasi adina duzenlenen konferansa katilma sansi elde ettim. Bu söyleşide Prof. Dr. Betül Çotuksöken'in yaptığı Seçkin İnsan Kavramı '' konuşması gerçekten önemli konuya el basmaktaydi. Günümüz Türkiye'sinde az rastlanabilecek insan yapısından söz edilimekteydi. Seckinlik kolay bir is degildir ve hemen olunabilecek is ise hic degildir. Ulkemiz hala kemalizm yolunda ilerliyebiliyor ve bagnaz dusunceli insanlarin eline kalamiyorsa, bilmeliyiz ki seckin insan, aydin insan bu yolun onderleridirler. Her ulke dusunen ve dusundugunu kagida dokebilen, yazan ve ne yazdigini bilen dusunurlere ihtiyaci vardir. Ulkeyi ayakta tutan ve kulturel gelisimini saglayandir seckin insan. Savas ortamlarinda ilk once dusunurleri, aydinlari, seckinleri oldururler nedendir hic aklimiza geldi mi? cunku onlardir ki millieti varlilariyla ayakta tutanlar.&lt;br /&gt;Peki Seçkin insan kimdir?&lt;br /&gt;*Yapabileceğini yapmaya odaklanan, yapılması gerekeni akıl eşliğinde, duyarlılıkla yerine getiren kişidir.&lt;br /&gt;*Seçkin kişi çıkar gütmeyen kişidir.&lt;br /&gt;*Seçkin insan aynı zamanda gönüllü kişilerdir.&lt;br /&gt;*Bilinçli yaklaşımlarıyla sorunlu durumların farkına varan seçkinler, özgür seçimleriyle çözüm de üretirler.&lt;br /&gt;*Tüm olağan ve olağan üstü durumlarda insanca değer yaratmayı, insanca ödevini yerine getirmeyi içselleştirmiş kişidir.&lt;br /&gt;*Değer ve ödev birlikteliğini hayata geçiren kişidir.&lt;br /&gt;*Ödevlerinin peşindedir seçkin kişi.&lt;br /&gt;Nermi Uygur ise şu cümlelerle açıklıyor seçkinleri;&lt;br /&gt;*Bağrında insanca zenginlikleri barındırır.&lt;br /&gt;*Seçkinler alçak gönüllü kişilerdir.&lt;br /&gt;*Seçkin olayları yansız gözle görüp yansız gözle tartmaya yönelir.&lt;br /&gt;*Seçkin başkalarını anlamada olabildiğine özgürdür.&lt;br /&gt;*Seçkin bağımsız ve özgür konumundan dolayı sorumluluklarının bilincindedir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16576935-114220093604543118?l=emrahname.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrahname.blogspot.com/feeds/114220093604543118/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16576935&amp;postID=114220093604543118' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16576935/posts/default/114220093604543118'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16576935/posts/default/114220093604543118'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrahname.blogspot.com/2006/03/sekin-insan-olabilme-sanati.html' title='Seçkin insan olabilme sanati'/><author><name>emrahname</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04765402233315592802</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16576935.post-114193836153728942</id><published>2006-03-09T21:20:00.000+02:00</published><updated>2006-03-11T18:51:38.990+02:00</updated><title type='text'>Avrupa yolculuğu: ikinci durak Lüksemburg</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/3902/1577/1600/Luxembourg5.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/3902/1577/320/Luxembourg5.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Dünya üzerinde en güvenli merkez Lüksemburg&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Lüksemburg, Londra'da yapılan araştırmaya göre dünyanın en güvenli kenti seçildi. Lüksemburg'un başkenti yine aynı adla anılan Lüksemburg. Yerel kaynaklarda ülkenin ismi Grand Duche De Luxembourg olarak geçmektedir. Batı Avrupa'da yer alan Lüksemburg 1839 yılında Hollanda'dan bağımsızlığını kazanmıştır. 2 586 km²'lik yüzölçümü ile dünyanın en ufak ülkelerinden biridir. Avrupa Birliğinin kurucu ülkeri arasında yer alır. Yapılan araştırmalarda Lüksemburg vatandaşlarının %95'i kendi dillerinin dışında 2 dil daha bilmektedir. Hayat standartlarının yüksek olduğu Lüksemburg büyük bir sosyal refaha sahiptir. Okur yazarlık oranı %100'dür. Lüksemburg'ta görülmesi gereken önemli yerlerden bir tanesi Napolyon askerlerinin sığınaklarıdır. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/3902/1577/1600/Luxembourg3.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/3902/1577/320/Luxembourg3.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;İlk olarak 963 yılında yapılan kala daha sonra şehrin korunması amacıyla önemli bir yer halini aldı. Şehrin yukarısında, tepe üzerinde yer alan kale tüm şehri görebilmektedir. 17 kilometrelik tünelle tam bir yeraltı sığınağı özelliği taşımaktadır. Orta çağın önemli kalelerinden biriydi. Lüksemburg geziniz sırasında şarap içmeden olmaz. ''şarap budur'' diyebileceğiniz tat da şaraplar mevcut. Şehirleşmeyi ve doğayı aynı çerceve içerisinde görebilirsiniz. Araç park yerleri şehrin dışında yer almaktadır ve bu parklardan ücretsiz olarak şehre servisler bulunmaktadır. &lt;/p&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/3902/1577/320/PICT0020.jpg" border="0" /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16576935-114193836153728942?l=emrahname.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrahname.blogspot.com/feeds/114193836153728942/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16576935&amp;postID=114193836153728942' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16576935/posts/default/114193836153728942'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16576935/posts/default/114193836153728942'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrahname.blogspot.com/2006/03/avrupa-yolculuu-ikinci-durak-lksemburg.html' title='Avrupa yolculuğu: ikinci durak Lüksemburg'/><author><name>emrahname</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04765402233315592802</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16576935.post-114168447212474604</id><published>2006-03-06T22:50:00.000+02:00</published><updated>2006-03-11T19:07:43.140+02:00</updated><title type='text'>Avrupa Yolculuğu;ilk durak Hollanda</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/3902/1577/1600/004-amsterdam.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/3902/1577/320/004-amsterdam.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Gelişmişliğin ve Modernizmin merkezi Hollanda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hollanda dünya üzerinde gezilebilecek en ilginç yerlerden bir tanesidir. Hollanda'ya hava yoluyla Ulaştığınız andan itibaren ilginçliklerle iç içesinizdir. Çünkü hava alanı Schiphol deniz seviyesinin 4 metre altındadır. Hollanda''nın 1/4 deniz seviyesinin altındadır bu nedenle hollanda'nın heryerinde kanallar mevcuttur. Amsterdam Hollanda'nın başkentidir, fakat yönetim merkezi Hague'de bulunmaktadır. Amsterdam en canlı caddelerinden bir tanesi Damrak caddesidir. Bu cadde üzerinde cafeler, hediyelik eşya dükkanları, casinolar ve müzeler bulunmaktadır. En ilginç olanı ise Sex müzesidir. &lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/3902/1577/1600/52578-The-Sex-Museum-1.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/3902/1577/320/52578-The-Sex-Museum-1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Müzede 19 ve 20 yüzyıllarda çekilmiş fotoğraflar, mitolojik simgeler, heykeller ve sex motifli eşyalar bulunmaktadır. &lt;a href="http://www.sexmuseumamsterdam.com"&gt;www.sexmuseumamsterdam.com&lt;/a&gt; sayfasından daha geniş içerik bulabilirsiniz. Amsterdam da kanal turu ile bütün şehri dolaşabilirsiniz. Amsterdam gece hayatı da gündüz olduğu kadar hareketlidir. Amsterdam gece yaşamı yaşanmaya değer. Coffee shoplarda istediğiniz kadar zaman ayırabilirsiniz fakat aşırıya kaçmamak şartıyla. Hollanda nüfusunun yüzde 75'i kendi dillerinin dışında 2 dil daha bilmektedir. Eğer ingilizce biliyorsaniz anlaşma zorluğu yaşamazsınız. Madam Tussaud müzesi gezilmeye değer bir başka müze. fakat girişi biraz pahali, öğrenci olduğunuzu belirtirseniz indirimden yararlanabilirsiniz. Hollanda da 2 önemli ulaşım aracı vardır. birincisi tren, ikincisi bisiklettir. Tren şehirlerarası ulaşımda kullanılan önemli araçtır. İnsanlar arabalarıyla veya bisikletleriyle tren istasyonuna gelirler burdan tren ile ulaşımı sağlarlar. Bisiklet ise insanların kullandığı birincil araçtır. Çünkü hollanda düz bir ülkedir. En yüksek yeri 323 metredir. Her evde 1 veya 2 bisiklet muhakkak vardır. Amsterdam Hollanda'nın kültür şehride diyebiliriz. Amsterdam da toplam 42 müze bulunmaktadır. Diğer önemli şehirleri Rotterdam ( dünyanın ikinci büyük limanı burda ), Utrecht, Eindhoven'dır. Eğer seyehate çıkmayı düşünürseniz Hollanda'yı unutmayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/3902/1577/1600/grachten_photo-amsterdam.0.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/3902/1577/320/grachten_photo-amsterdam.0.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Bunları biliyor musunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Amsterdam da toplam 1,281 köprü var.&lt;br /&gt;* Avrupa birliği 6 kurucu ülkesinden birtanesi.&lt;br /&gt;* Hollandalılar Avrupanın en uzun insanları.&lt;br /&gt;* Su seviyesinin en alt seviyesindeki yer 6.7 metre.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16576935-114168447212474604?l=emrahname.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrahname.blogspot.com/feeds/114168447212474604/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16576935&amp;postID=114168447212474604' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16576935/posts/default/114168447212474604'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16576935/posts/default/114168447212474604'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrahname.blogspot.com/2006/03/avrupa-yolculuuilk-durak-hollanda.html' title='Avrupa Yolculuğu;ilk durak Hollanda'/><author><name>emrahname</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04765402233315592802</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16576935.post-112795532624524014</id><published>2005-09-29T02:57:00.000+03:00</published><updated>2005-09-30T22:25:36.160+03:00</updated><title type='text'>Rakı Adabı ve Üzerine</title><content type='html'>Yeni bir kitap okumaya basladım. Kitap Aydın Boysan'ın ''Neşeye Şarkı'' adlı eseri. Kitap'ta rakı'nın adabından söz etmekte. Rakı'nın tam olarak ne zaman icilmeye basladığı bilinmese de ilk kez Osmanlı sınırları icinde üretildiği bilinmekte. Eski Osmanlı meyhanelerinde rakı'nın aslan kabartmalı kaplarda sunulmasından dolayı ve renginin süte benzemesi rakı'ya ''Aslan Sütü'' denmesine neden olmustur. Rakı'ya tadı veren anasondur. Anason tad vermek icin yemek ve pastalarda kullanılmaktadır. Anason'un kendine özgü bir kokusu vardır. Rakı'daki iştah açan öğenin de anason olduğunu anlıyoruz.&lt;br /&gt;İstanbul'da ''Koltuk meyhaneleri'' bulunmakta ve akşam işten çıkan erkekler streslerini buralarda atmaktadır. Ve bu sayede eve dert götürmezler. Çilingir sofrası rakı'nın vazgeçilmez unsurudur. Koyu muabbetler bu sofralarda dönmektedir. Mezelerin önemi ayrıdır. En gözde meze pilakidir. Eskiden çatalla yenirmiş pilaki fakat günümüzde salca suyu içinde yüzen fasulye taneleri halini aldi. Beyaz peynir tadına doyulmaz bir zevk verir bir yudum rakı'dan sonra ve tabi ki kavun unutulmamalıdır. Aydın Boysan'ın dediği gibi rakı'yı içmek marifet değildir. Marifet, adam gibi, demlenme zevki alacak biçim ve miktarda içmektir. Rakı susuz içilmez. Rakı ve su soğutularak içilmelidir. Rakı'ya buz konmaz, buz devamlı su kaçırdığı için ayarı ve lezzeti bozar.&lt;br /&gt;Sohbetsiz olmaz tabi ki rakı sofraları. Ehl-i keyifle içilen rakıyla söylenen şarkılar kimi zaman insanları geçmişine götürür, kimini çok sevdiği sevgilisine... Unutulanları hatırlatır rakı, hafızalarında ufak yer tutan ilk aşklarını, gençlik yıllarında ki sohbetleri. Rakı kimi zaman da dost olmustur insanlara. Şu nameler dökülmüştür rakı için;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Icmesini bilene&lt;br /&gt;zevk-ü sefadır.&lt;br /&gt;Icmeyi bilmeyene&lt;br /&gt;cevr-ü cefadır rakı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir munasip miktari&lt;br /&gt;muhabbet anahtarı&lt;br /&gt;kaçırırsan ayarı&lt;br /&gt;can'a azadır rakı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne dert kalır, ne keder&lt;br /&gt;içeni mesut eder&lt;br /&gt;içebilirsen eger&lt;br /&gt;ruhu ciladır rakı&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16576935-112795532624524014?l=emrahname.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrahname.blogspot.com/feeds/112795532624524014/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16576935&amp;postID=112795532624524014' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16576935/posts/default/112795532624524014'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16576935/posts/default/112795532624524014'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrahname.blogspot.com/2005/09/rak-adab-ve-zerine.html' title='Rakı Adabı ve Üzerine'/><author><name>emrahname</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04765402233315592802</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16576935.post-112635048059696242</id><published>2005-09-10T14:07:00.000+03:00</published><updated>2005-09-30T11:09:41.710+03:00</updated><title type='text'>Heracleia Pontike</title><content type='html'>M.O 500-550 yillarinda baslayan yerlesim ve o gunku adiyla Heracleia Pontike ve gunumuzde Karadeniz Eregli`si diye tanidigimiz yerin fotografik Panoramasi;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/3902/1577/1600/uzunkum%20plaji%20ve%20goztepe%20%20%20simdiki%20erdemir%20sahasi%2019581.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/3902/1577/320/uzunkum%20plaji%20ve%20goztepe%20%20%20simdiki%20erdemir%20sahasi%2019581.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Uzun Kum plaji ve arka planda ise Goztepe ve simdiki Erdemir sahasi 1958. Zamanin da halkin denize girdigi yer olarak bilinmekteydi simdi ise Erdemir fabrikasinin demir yigini yer aliyor. Goztepe 58'li yillarda yesilligi ile goze carpmakta. Fotografin cekildigi yer ise Elma Tepe yani simdi Yarma yer almakta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/3902/1577/1600/balikci%20cataklari%20ve%20akm"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/3902/1577/320/balikci%20cataklari%20ve%20akm%27nin%20oldugu%20yer%201948.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;K.D.Z Eregli'de yer alan AKM'ye dogru giden yol. 1948 yilinda deniz evlerin onune kadar gelmekte balikci barinaklari ve balikci cataklari gozukmekte. Gunumuzde ise bu evlerden birkaci hala varligini korumakta. Suanda gordugunuz alan toprakla doldurularak yol yapildi. Sahil yolu yer almakta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/3902/1577/1600/goztepeden%20ces%20tepesi%20ve%20sahil%20yolu%20yapimi%201962.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/3902/1577/320/goztepeden%20ces%20tepesi%20ve%20sahil%20yolu%20yapimi%201962.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eregli'nin gelisimi bu iki farkli fakat ayni noktadan cekilmis fotograflarda gormekteyiz. 1962 yilinda cekilen fotografta sahil yolu yok ve surlar, sehir ile denizi birbirinden ayirmakta. Surlar hala ayaktadir. Eregli yerlesimi surlar icine kurulmustur. Fotograflar Goztepe'den cekilmistir.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/3902/1577/1600/eregli%201.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/3902/1577/320/eregli%201.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Eregli gecmisi ve gelecegiyle Turkiye'ye cok seyler katan bir ilcedir. Ve gelisimini hergun bir basak daha yukari cekmekte. 2000 yilinda K.D.Z Eregli'nin 24 kilometre uzakliktaki Zoroglu koyundeki Yassikaya'da yapilan arkeolojik kazilarda; Karadeniz Eregli tarihi ile birlikte bati Karadeniz ve Turkiye tarihini ortaya cikaran tarihi eserler ortaya cikarilmistir. Prof. Dr. Turan Efe tarafindan yapilan kazilarda bulanan eserlerin Bati Anadolu'da bulunan bulgulara benzemedigi belirlenmistir. Bu kazilarla Eregli tarihinin M.O 2500- 2000 yillarina kadar dayandigi ortaya cikmistir. M.O 1750- 1200 yillari arasinda Anadolu'da yasamislardir. Ve hitit tabletlerinde bu bolgede yasayan halktan Kasga veya Kaska diye soz etmektedirler. Bu halktan barbar, ilkel, saldirgan olarak bahsetmislerdir.Hititlerin Karadenize cikmasini bu halk onlemistir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16576935-112635048059696242?l=emrahname.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrahname.blogspot.com/feeds/112635048059696242/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16576935&amp;postID=112635048059696242' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16576935/posts/default/112635048059696242'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16576935/posts/default/112635048059696242'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrahname.blogspot.com/2005/09/heracleia-pontike.html' title='Heracleia Pontike'/><author><name>emrahname</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04765402233315592802</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry></feed>
